Alatlı, Aydın Despotizmi adlı eserine manifesto niteliğinde güçlü bir girişle başlar. Bu başlangıçta, düşüncenin ve edebiyatın dar bir çevrenin vesayetine bırakılmasının kültürel hayatı zayıflatacağını vurgular. Ona göre istibdadı yalnızca saraylarda, meclislerde ya da bilinen kurumsal yapılarda aramak yanıltıcıdır; baskıcı tutum, zaman zaman “aydın” sıfatını taşıyan ve kendi konumlarını korumak adına yeniliğin önünü kesen zümrelerde de varlık gösterebilir.
“İstibdadın sadece belirli ve bilinen kurumların tekelinde olmadığına, Türk düşünce hayatında muhtelif köşebaşlarında yerleşik aydınların “yeni” ye geçit vermeyen tekellerini ısrarla korumak gayreti içinde olduklarına, bu tutumun özgür düşünce filizlerinin hoyratça kopartılması ile sonuçlandığına, gençlerin üzerinde neredeyse sınıfsal nitelikli bir baskı yarattığına inanıyor, Türk düşünce yaşamını ve edebiyatını vesayetleri altında tutmaya çalışan bütün müstebitlere karşı çıkılması gerektiğini savunuyorum.” (Aydın Despotizmi)
1986 yılında okurla buluşan Aydın Despotizmi, son olarak 2024 yılında Kapı Yayınları tarafından yeniden yayımlanmıştır.